ICE’ın şiddetine ve Trump’ın diktatörlüğüne karşı genel greve!

Posta emekçileri ve bölge sakinleri, 18 Ocak 2026 tarihinde Minnesota eyaletinin Minneapolis şehrinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'na (ICE) karşı protesto yürüyüşü düzenledi.

Aşağıdaki bildiri, bugün Minneapolis ve ABD’nin diğer şehirlerinde düzenlenen gösterilerde ve protestolarda dağıtılacak.

Bugün, işçiler ve gençler, Minneapolis’te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı’nın (ICE) işgalini, Renée Nicole Good’un öldürülmesini ve Trump yönetiminin demokratik haklara artan saldırılarını protesto etmek için Minneapolis ve ABD genelinde sokaklara dökülüyor.

Kitlesel eylemler düzenlenmesine giderek büyüyen güçlü bir destek var. Bu, göçmenlere ve vatandaşlara yönelik polis şiddetinin, baskının ve saldırıların sona ermesi talebiyle bir genel grev çağrısında ifadesini buluyor. Bugünkü protestolar önemli bir adımdır ancak 23 Ocak bir bitiş noktası olarak görülemez. Aksine, bu protestolar, diktatörlük komplosuna karşı işçi sınıfının ülke çapında başlatacağı karşı hücumun başlangıç noktası olmalıdır.

Şu soruyu sormak ve cevaplamak gerekiyor: Sırada ne var?

Trump yönetiminin muhalefete verdiği yanıt, gerilimin tırmandırılması ve provokasyondur. Beyaz Saray, İsyan Yasası’nı yürürlüğe koyarak Minneapolis’i fiilen sıkıyönetim altına alma tehdidinde bulunuyor. Fort Bragg ve Alaska’daki 11. Hava İndirme Tümeni’nden aktif görevdeki askerler, Minnesota’ya olası bir konuşlandırma için alarma geçirildi.

Başkan Yardımcısı JD Vance, bugünkü gösterilerin arifesinde Minneapolis’e giderek ICE ajanlarıyla birlikte güç gösterisi yaptı, onların yaptıklarını övdü ve Good’un öldürülmesini savundu. Vance, şehirdeki “kaosu” sona erdirmek istediğini söyledi ve “solcu ajitatörler” olarak nitelendirdiği halk muhalefetini bastırmak için yerel Demokrat yetkililere polis güçlerini sevk etme çağrısında bulundu.

Çarşamba gecesi, Sınır Devriye Komutanı Gregory Bovino, federal güçleri protestoculara karşı şiddetli bir baskın yapmaya yönlendirdi; bir işçinin onlara hizmet etmeyi reddetmesinin ardından Minneapolis’te bir marketin dışında göz yaşartıcı gaz kullanarak tutuklamalar yaptı. Günün erken saatlerinde, ICE ajanları, aile üyelerini ortaya çıkarmak için bir yem olarak kullanılan beş yaşındaki Liam Ramos adlı çocuğu gözaltına aldı. Çocuk ve babası şu anda Teksas’ta bir ICE hapishanesinde tutuluyor.

Temel demokratik hakların tümü saldırı altında. Bu hafta sızdırılan bir İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) yazısı, ICE ajanlarına yasal arama izni olmadan evlere girme yetkisi veriyor ve böylece Anayasa’daki Dördüncü Değişiklik ve onun sebepsiz arama ve el koymalara karşı sağladığı koruma fiilen ortadan kaldırılıyor.

Karşı saldırı geliştirmek için bazı temel gerçeklerin anlaşılması gerekiyor. Birincisi, Minneapolis’te olanlar, Trump’ın bir yıl önce iktidara dönmesinden bu yana sistematik olarak geliştirilen, ABD’de askeri bir başkanlık diktatörlüğü kurmaya yönelik daha geniş bir komplonun öncüsüdür.

Trump, bu hafta Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda bunu açıkça dile getirerek, “bazen bir diktatörün olması iyidir,” dedi. Anayasa ve Haklar Bildirgesi’nde güvence altına alınmış demokratik haklar ortadan kaldırılıyor. Şu anda göçmenlere ve protestoculara karşı alınan önlemler, özellikle işçi sınıfı olmak üzere tüm muhalefete karşı yöneltilecektir.

İkincisi, Trump başına buyruk bir haydut olarak değil, kapitalist oligarşinin siyasi temsilcisi olarak hareket ediyor. Yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde, milyarderlerin toplam serveti Trump’ın görevdeki ilk yılında 1,5 trilyon dolar, yani yaklaşık yüzde 22 arttı ve toplam varlıkları yaklaşık 8,2 trilyon dolara ulaştı. Küresel olarak, milyarderlerin serveti 2025 yılında önceki beş yılın üç katı oranında artarak 18,3 trilyon dolarlık rekor bir seviyeye ulaştı.

Trump’ı iktidara oligarşi getirdi, çünkü çıkarları artık demokratik ve yasal yönetim biçimlerine uymuyor. Egemen sınıf her cephede bir karşıdevrim yapıyor: kamusal eğitimi ortadan kaldırıyor, Sosyal Güvenlik, Medicare ve Medicaid gibi temel sosyal programları yok ediyor, kültürel ve entelektüel yaşamı Wall Street’in emirlerine tabi kılıyor. Şirketler, tüm sektörlerde toplu işten çıkarmalar yapmak için yapay zekâ teknolojilerini kullanıyor.

Üçüncüsü, demokratik haklara yönelik saldırı, Amerikan emperyalizminin patlama yapmasıyla ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. 2026 yılının ilk haftalarında, Trump yönetimi Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanması da dahil olmak üzere yasa dışı bir askeri müdahale düzenledi, İran’a savaş tehdidinde bulundu, Grönland’ın kontrolünü talep etti ve Avrupa ve Kuzey Amerika’daki ABD emperyalizminin müttefiklerine karşı giderek artan provokasyonlara girişti.

Trump’ın Minneapolis’i işgalini durdurmak için genel greve!

Oligarşinin saldırganlığına karşı koymak için kitlesel eylem şarttır. Şu anda bir genel grev lehine gelişen duygular, şu konuda artan farkındalığı yansıtmaktadır: Politikacılara yapılan çağrılar, açılan davalar ve seçim manevraları Trump rejiminin şiddetine ve suçlarına karşı koyamaz.

Ama genel grev, bir günlük protesto veya tüketici boykotu değildir. Toplumdaki tüm serveti üreten işçi sınıfının kolektif gücünün, sömürü ve baskı mekanizmasını durdurmak için harekete geçirilmesidir. Bu güç hemen örgütlenmeli ve diktatörlük kurma komplosuna karşı yönlendirilmelidir.

Minneapolis’in tarihinde böyle bir hareket için güçlü bir emsal var. 1934 yılında, şehir Amerikan tarihinin en önemli genel grevlerinden birine sahne oldu; greve, Teamsters sendikasındaki Troçkist militanlar liderlik etti. İşçiler, Vatandaşlar Birliği, Ulusal Muhafızlar ve polis baskısına karşı direndiler. Silahlı çatışmalar ve sıkıyönetim uygulamalarına rağmen, belirleyici zaferler kazandılar ve ülke çapında işkolu sendikacılığının temellerini attılar.

Sadece işçi haklarını değil, demokratik hakları da savunmak için bu gelenek yeniden canlandırılmalıdır. Minneapolis’te diktatörlüğe karşı mücadele, aynı krizle karşı karşıya bulunan ve ortak çıkarlara sahip olan, Amerika Birleşik Devletleri ve dünya genelindeki tüm işçilerin mücadelesidir.

İşçi sınıfının karşı saldırısı, Demokratik Parti ve sendikal aygıttan tamamen bağımsız olmalıdır. Demokratik Parti, Trump’a karşı mücadelede bir müttefik değildir. Bu parti, Wall Street, Pentagon ve istihbarat aygıtının partisidir ve temel amacı, diktatörlüğe karşı işçi sınıfını harekete geçirmek değil, halkın öfkesini kontrol altına alıp yönetmektir.

Son günlerde, Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat liderler, DHS ve ICE’a tam finansman sağlayan bir yasa tasarısının kabul edilmesini sağlayacaklarını açıkladılar. Renée Nicole Good’un öldürülmesiyle ilgili ikiyüzlü endişe beyanları ne olursa olsun, Demokratlar sınır dışı etme rejiminin ve baskı araçlarının oluşturulmasına ve uygulanmasına yardımcı olmuştur.

Vali Tim Walz ve Senatör Bernie Sanders gibi Demokratlar, ICE’ın canice icraatlarına öfkelenenlere, dikkatlerini mahkemelere ve ara seçimlere yöneltmelerini tavsiye ediyorlar. Bu siyasi bir aldatmacadır. Trump, kendi aleyhine olan mahkeme kararlarını görmezden gelme niyetini çoktan açıkladı ve Yüksek Mahkeme faşist bir çete tarafından kontrol ediliyor. Seçimlere gelince, bu seçimlerin yapılacağının ya da yapılsa bile demokratik normlara uygun olacağının hiçbir garantisi yok.

Sendikal aygıtın bir genel grev lehine artan desteğe tepkisi, kitlesel mücadele duygusunu bastırmak ve engellemek olmuştur. Teamsters, CWA, SEIU ve hemşire sendikaları gibi protestoyu sözde destekleyen sendikalar, aygıtın müzakere ettiği ve uyguladığı grev yapmama maddelerini gerekçe göstererek üyelerine greve çıkamayacaklarını söylediler. Bunu, Trump yönetiminin devlet şiddetine ilişkin her türlü yasal ve anayasal kısıtlamayı ortadan kaldırdığı ve Good’un katilini soruşturmayı reddettiği koşullarda yapıyorlar.

Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP) ve Toplumsal Eşitlik için Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE), mücadeleyi ilerletmek için her işyerinde, okulda ve mahallede taban komiteleri kurulması çağrısında bulunuyor. Taban komiteleri, inisiyatifi bürokrasilerin elinden almalı, mücadele üzerinde demokratik denetim kurmalı ve grev eylemlerini ve kitlesel direnişi tabandan koordine etmeye başlamalıdır.

Net talepler içeren, süresiz grev çağrısı yapan kararlar alınmalıdır. Talepler şunlar olmalı: Renée Nicole Good’un katilinin derhal tutuklanıp yargılanması; ICE, DHS ve CBP dahil tüm federal paramiliter güçlerin geri çekilmesi ve bu baskıcı kurumların lağvedilmesi, ICE gözetiminde bulunan tüm tutukluların serbest bırakılması.

Bu taban örgütlerini sektörler, şehirler ve eyaletler arasında birleştirmek ve uluslararası düzeyde işçilerle bağlantı kurmak için koordinasyon komiteleri inşa edilmelidir. Taban Komitelerinin Uluslararası İşçi İttifakı (TK-Uİİ) bu mücadele için yapı iskelesi sunmaktadır; gerçek bir hareket inşa etmek isteyen herkesi bu ittifaka katılmaya çağırıyoruz.

Onları yaratan sosyal sistemle mücadele etmeden faşizm ve diktatörlük ile mücadele etmek imkânsızdır. Trump’ın demokratik haklara saldırısının kaynağı, servet ve iktidarları demokrasi ile bağdaşmayan bir avuç milyarderden oluşan kapitalist oligarşinin toplum üzerindeki hakimiyetidir. Demokratik Parti de dahil olmak üzere tüm siyaset kurumu, bu sosyal düzeni korumaya kararlıdır.

Kapitalizm tarihi bir çıkmaza girmiş durumda. İşleri, ücretleri, eğitimi, sağlık hizmetlerini ve demokratik hakları savunmak için işçi sınıfı, bankaların ve şirketlerin diktatörlüğüne karşı çıkmak ve sosyalizm için mücadele etmek üzere kendi bağımsız siyasi hareketini inşa etmelidir. Sosyalist Eşitlik Partisi, bu perspektife katılan herkesi saflarına katılmaya çağırıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve dünya genelinde sosyalist bir gelecek için taban komiteleri inşa edip işçi sınıfını harekete geçirmek üzere mücadelede yerinizi alın.

Loading